+ Biz
  + Amaç
  + Temel Kurallar
  + Yöntem
  + Kurumlarla İlişkiler
  + KY Halkevi
  + İletişim


  + Etkinlik Takvimi
  + Yıllık Takvim (PDF)
  + Yıllık Takvim (XLS)


  + Kitaplık
  + E-Kitap
  + Afişler
  + Etkinlik Raporları


  + Facebook Group
  + Facebook user



Melbourne Düşünce Grubu, 18 Eylül tarihinde Kültürel Yapılanma Grubu evsahipliğinde 4.toplantılarını yaptı. Bu toplantılarında gençlerimiz iki konuyu tartıştılar: Teknoloji hayatımızı ne kadar iyileştirdi ve eşcinselliğe karşı tavırlarımız.

İlk bölüm anıl Dilman’ın, teknolojinin hayatımızdaki yerini sorguladığı, özlü espirili kısa bir konuşması ile başladı. Bu konuşmanın metni aşağıdadır. 

İkinci bölüm ise Erdem Koç’un Avustralya’da eşcinsellerin evliliğine toplumun bakışı ile ilgili verdiği istatistik bilgilerle başladı. Eşcinsellik nedir biliyor muyuz, eşcinsellere nasıl bakıyoruz, eşcinsellikten korkuyor muyuz, eşcinsellerin evliliğine ilişkin görüşlerimiz nelerdir, çocuğumuz gelip bize eşcinsel olduğunu söylerse nasıl davranırız irdelenen konulardan bazıları idi. Öncelikle gençlerimiz ve toplum üyelerimiz farklı bakış açılarını zaman zaman ateşli bir biçimde örneklerle ve  değişik açılardan tartıştılar. Bu bölümün ses kayıtlarını aşağıdan dinleyebilirsiniz.

Melbourne Düşünce Grubu’nun 4. toplantısı da, özgür düşünebilen, ilişkilerinde sevgi ve saygıya önem veren ve bunu kişiliklerinin doğasına sindirmiş gençlerimizin öncülüğü; düşünceye, aydınlanmaya, gençliğe değer veren toplum üyelerimizin katılımı ile çok keyifli, aydınlatıcı ve ufuk açıcı bir toplantı olarak geçmiştir.

 



 
Teknoloji ve Biz

Bill Gates, Steve Jobs, Mark Zukerberg, Microsoft , Apple, Facebook vs... Bu isimleri ve onların yarattıklarını duymayan yoktur sanırım. Yaşadığımız iletşim çağının, bana kalırsa daha çok internet demeliyiz, en büyük baş rol oyuncuları.

Kimilerine göreyse teknoloji bağımlılığının baş sorumluluları. İşte bu gün tam da bu konu üzerinde duracağız. Teknoloji hayatımızın ne kadar içinde, hayatımızı ne kadar kolaylaştırıyor ya da ne kadar zorlaştırıyor?

Teknoloji olmadan nasıl yaşanabileceğini hayal bile edemeyen genç bir kuşağımız var artık. Özellikle tam da bu çağın ortasına doğmuş , şu anda 14-24 yaşları arasında olan genç teknoloji tutkunları ya da bağımlıları. Ve bağımlılıkla gelen yeni duygular. Bir çok orta ve üst yaş grubunun yabancı olduğu tuhaf hisler. Mesale telefonun pilinin bitmesi artık 15 yaşında bir gence büyük bir çaresizlik ve yanlızlık hissi veriyor. İnternete erişememenin, maillerine bakamamanın ya da facebook hesabına yeni fotolar ekleyemenin çaresizliği nerdeyse ıssız bir adaya düşmek kadar büyük bu nesil için.

Bu noktada, teknolojiyi nasıl kullandığımız ve hayatımızın olmazsa olmazı mı konusu sorgulanmalı bana kalırsa. Facebooktan arkadaşımızın profiline göz atmak, internetten beğendiğimiz bir ayakkabı siparişi vermek, tiwitter hesabımıza nerde ne yaptığımızı dakika ve dakika eklemek hayatımızı daha mı kolay kılıyor yoksa bilgisayar başında ahlak değerleri değişmiş, asosyal bir kuşak mı yaratıyor?

Yen çıkan ipad in ilk sahibi olabilmek için bir gün öncesinden, dükkanların önünde oluşturulan uzun kuyruklar, daha doğrusu çadır kampları, pek sağlıklı bir ruh halinin eseri olmasa gerek.

Ya da saatlerce oynadığı bilgisayar oyunun etkisiyle gerçekle sanalı ayırt edemez hala gelen 12 yaşlarında bir çocuğun sinir krizleri geçirmesi, siyah beyaz tv çağının çocukları için çok sık rastlanan bir durum değildir sanırım.

Bütü bu olumsuz, hatta teknoloji düşmanıymışım gibi, cep telefonu internet kullanmıyomuşum gibi gelen sözlerden sonra eminin bir ton ‘ama’yla başlayan anti tez olacaktır.

Ama Facebooktan ilk okul arkadaşını bulmak güzel değil mi?

- Ama eski sevgilini histerik bir şekilde facebooktan takip etmeye çalışmak hiç de güzel değil.

Ama gecenin bir yarısı ıssız bir yolda arabamın tekeri patlasa, yardım servisini arayabilmem büyük bir kolaylık değil mi?

-Ama o telefon için gecenin bir yarısı sokak ortasında sabahlaman pek mantıklı değil.

Uzun bir yolculuk öncesi yanımızdaki muhtemel yol arkadaşımızın eğlenceli bir adam çıkması yerine mp3 çalarımızın pilinin bitmemesini diliyoruz artık.

Takımımızın maçına gitmek yerine, oturma odamızın yarısını kaplayan devasa tv’mizde izlemeyi tercih ediyoruz takımımızı.

Kapımız çalmasa da , facebookta yüzlerce arkadaşımız var.

Teknoloji dünyasında yaşıyoruz artık, bu yazıyı da dedemden yadigar dolma kalem ve enfes el yazımla yazdığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz...

Anıl Dilman

Melbourne Düşünce Grubu, 18 Eylül 2011



Katılım Koşulları

Katılımcıların SLR Fotoğraf makineleri olması gerekir.
Katılımcılar gerek bina içi (teorik) gerek Bina dışı eğitim çalışmalarına düzenli katılmalıdır.
Kurs yukardakı koşullara uyanlar için ücretsizdir.
Kurs gün ve saatleri için tıklayın.

  The Cultural Formation Group Inc. Web Site is Created and Hosting by
  NOUS Information Technology
   Copyright © 2003-2014. All Rights Reserved.